
Nihai Başlık: Tescilli Markanın Dürüstlük Kuralına Aykırı Kullanımı Yoluyla Oluşan Marka Hakkına Tecavüz: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2022/2666 E. Sayılı Kararı Işığında İnceleme
11. Hukuk Dairesi 2022/2666 E. , 2023/6471 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/689 Esas, 2022/113 Karar
HÜKÜM :Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2018/66 E., 2020/60 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, men’i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 89/007575, 2002/13613, 2011/105274 sayılı “M.Halit Dağlı … Sofrası+şekil”, “… Sofrası A”, “… Sofrası A” ibareli markaların sahibi olduğunu, “… Sofrası” markasını ilk olarak 25.10.1989 tarihinde tescil ettirdiğini ve o tarihten bu yana yenilemek suretiyle korumasını devam ettirdiğini, davalının faaliyetlerinin müvekkili şirket markası ile yürütüldüğünü, bu durumun müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, 11.09.2017 tarihli noter ihtarına rağmen davalının müvekkilinin tescilli markasını ve ticaret unvanını izinsiz kullanmaya devam ettiğini, davalının açılış haberlerinde kendisini sadece “… Sofrası” diye tanıttığını, “…” ibaresine son derece küçük bir şekilde yer verdiğini, marka hakkına tecavüz nedeniyle yoksun kaldığı tazminat talebini 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine dayandırdığını ileri sürerek davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men’i ile şimdilik 100,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.01.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 4.000,00 TL’na yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının markasının “… sofrası” değil, “A … Sofrası” ve “… … Sofrası” şeklinde olduğunu, Türk mutfağında kebap ve türlerinin önemli bir yere sahip bulunduğunu ve şehirlere göre tat ve yapı yönünden değişiklik gösterdiğini, … ilinin en tanınmış kebaplara sahip olduğunu, “… Sofrası” ibaresinin … iline mahsus yemek kültürünü ifade ettiğini, bu nedenle tanımlayıcı bulunduğunu, tek başına muayyen bir işletmeyi akla getirmeyeceğini, müvekkilinin markasının “… … SOFRASI” şeklinde olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin markaları ile davacının markalarının tamamen farklı olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı markalarının esas unsurunun “… Sofrası” ibaresi olduğu, davalının tescilli markasının asıl unsurunun ise “…” ibaresi tarafından temsil olunduğu, tarafların markalarını kullanmak istedikleri emtiaların da 43. sınıf hizmetler ile aynı tür olarak örtüştüğü, “… SOFRASI” ibaresinin tanımlayıcı olmasa da kavramsal açıdan tüketicide “… şehrine ait yemeklerin yapıldığı yer” algısını oluşturacak nitelikte zayıf bir ibare olduğu ve tek başına veya esas unsur olarak tescilinin ve korunmasının mümkün bulunduğu, davacının esas unsuru “… Sofrası” ibaresi olan markalarının korunmasının gerektiği, bu korumanın ayırt edici markalara göre daha zayıf olacağı, davalının fiili kullanımlarının ise “…” ibaresini geri plana atacak ve “… SOFRASI” ibarelerini ön plana çıkaracak şekilde bulunduğu, dolayısıyla davalının kullanımlarının kendi tescilli markasının korumasından yararlanamayacağı gibi davacının tescilli markalarına da tecavüz oluşturduğu, davalının fiili kullanımlarının “… SOFRASI” ibaresini bilerek ve isteyerek ön plana çıkarmak suretiyle “… SOFRASI” ibaresinin sahip olduğu kavramsal karşılığı tüketiciye vermekten ve “… şehrine ait yemeklerin yapıldığı yer” algısını yaratmaktan uzaklaşıp, markasal bir algı oluşturarak davacıya yaklaşmak amacını taşıdığı, 43. sınıf hizmetlerin ortalama tüketici kitlesinin niteliği göz önüne alındığında, ilgili tüketicinin “yiyecek ve içecek sağlanması” hizmetlerinden yararlanırken, sarf edeceği dikkat ve seçimlerinde yeterli titizlikte davranmayacağı göz önüne alındığında, davalının fiili kullanımlarını gördüğünde, davacının tescili markası ile karıştırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu, kendisine zayıf marka seçen hak sahiplerinin, sonraki başvurularda yapılan değişikliklerle ve eklenen ayırt edici unsurlarla meydana getirilen yeni markalara katlanma yükümlülüğü bulunmakta ise de, somut uyuşmazlık konusu davalı kullanımları açısından böyle bir ayırt edici eklentinin varlığından bahsedilemeyeceği, davalının fiili kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabete de sebebiyet verdiği, 6769 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi çerçevesinde davacının 4.000,00 TL lisans bedeli talep edebileceği, tarafların ekonomik durumları, ihlal olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında, manevi tazminat miktarının 5.000,00 TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının tescilli markası 2017/81002 sayılı markasındaki “…” esas unsurunu geri plana atarak “… Sofrası” ibarelerini ön plana çıkardığı, internet arama motorundaki sonuçları, açılış davetiyesi, sosyal medya hesapları ve işyeri tabelası dolayısıyla tescilli markasından uzaklaşarak ticari faaliyetlerde bulunmasının, davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerin men’ine ve durdurulmasına, 4.000,00 TL maddi 5.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, ıslah dilekçesindeki “Davalı tarafın işletmesinde kullandığı araçlar ve eşyalar üzerinde markasal kullanımın sökülmek suretiyle giderilmesine, sökülmek suretiyle markasal kullanım giderilemediği takdirde ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin masrafı davalıdan alınarak, imha edilmek suretiyle tecavüzün giderilmesine” yönelik taleplerinin reddedilmiş olduğunu, bu ret kararının da gerekçelendirilmediğini, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının da az olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının markasının yalnızca “… Sofrası” olmadığını, “A. … Sofrası” olduğunu, kebap ve türlerinin Türk Mutfağında önemli bir yere sahip olup, şehirlere göre tat ve yapı yönünden değişiklik gösterdiğini, bunlardan en tanınmış olanının … iline özgü kebaplar olduğunu, “… Sofrası” ibaresinin ise … iline mahsus yemek kültürünü ifade ettiğini, bu sebeple “… Sofrası” ibaresinin tanımlayıcı unsur olduğunu, dolayısıyla “… Sofrası” ibaresinin tek başına kullanımının herhangi bir markayı ya da muayyen bir işletmeyi akla getirmeyip, işletmede sunulan mal ve hizmetin coğrafi menşeinin anlaşıldığını, bu sebeple “… Sofrası” ibaresinin tek başına marka olarak tescil edilemediğini, müvekkilinin de davaya konu markasını oluştururken, işletmesinde … iline mahsus kebap türlerini üreteceğinden, “… Sofrası” ibaresini kullanmayı tercih ettiğini ve başına da babasının isminin … olması sebebiyle “…” ibaresini eklediğini, mahkemece sanki davacının markasının “… Sofrası” olduğu ve müvekkili tarafından sadece “… Sofrası” ibaresinin kullanıldığı varsayılarak hüküm tesis edildiğini, bizzat davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerden anlaşılacağı üzere, müvekkilinin fiş ve faturalarında, işletmeye giriş kapısı üzerinde bulunan tabelada, “…” ibaresine yer verdiğini, ayrıca davacı tarafça Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunulması üzerine açılan 2018/10358 sayılı soruşturma dosyasında alınan 12.10.2018 tarihli bilirkişi raporuna dayanılarak, 2018/21119 K. sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, 12.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda da görüleceği üzere, müvekkilinin fiş ve fatura, tabela dışında, kasa arkasında bulunan duvarda, her masadan net olarak görülecek şekilde, yalnızca “…” yazdığını ve dükkan kapısının hemen karşısında bulunan ve ürünlerin hazırlanıp pişirildiği mangal üzerindeki büyük davlumbazda da sadece “…” ibaresini kullandığını, bunun dışında menüde, ikramlık şeker vb. ürünlerin üzerinde, peçetelerde “… … Sofrası” ibaresine tam olarak yer verdiğini, müvekkilinin internet sitesinin “www…..com” olduğunu, sosyal medya paylaşımlarında da sık sık “…” ibaresini vurguladığını, davacının markasının da münhasıran “… Sofrası” olmadığını, bu nedenle kabul anlamına gelmemekle birlikte, yalnızca “… Sofrası” ibaresini kullanmasının da davacının marka hakkına tecavüz anlamına gelmeyeceğini, davacının net satışlarının sürekli artış gösterdiği, hatta 2017 yılında net satışının bir önceki yıla göre %10,48 oranında artarken, 2018 yılında net satışının bir önceki yıla göre %15,71 oranında artmış olduğunu, yani davacının satışlarının müvekkilinin faaliyete başladığı 05.08.2017-20.02.2018 döneminde düşmediğini, hatta daha fazla arttığını, davacının ülkedeki ekonomik koşullar ve enflasyona bağlı olarak zarar etmesinin faturasının müvekkiline kesilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının esas unsuru “… Sofrası” ibaresi olan markalarının korunmasının gerektiği, bu korumanın ayırt edici markalara göre daha zayıf olacağı, davalının fiili kullanımlarının ise “…” ibaresini geri plana atacak ve “… SOFRASI” ibarelerini ön plana çıkaracak şekilde bulunduğu, dolayısıyla davalının kullanımlarının kendi tescilli markasının korumasından yararlanamayacağı gibi davacının tescilli markalarına da tecavüz oluşturduğu, zira davalı yanın fiili kullanımlarının “… SOFRASI” ibaresini bilerek ve isteyerek ön plana çıkarmak suretiyle “… SOFRASI” ibaresinin sahip olduğu kavramsal karşılığı tüketiciye vermekten ve “… şehrine ait yemeklerin yapıldığı yer” algısını yaratmaktan uzaklaşıp, markasal bir algı oluşturarak davacıya yaklaşmak amacını taşıdığı, somut uyuşmazlıkta davalı hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca 2018/10358 sayılı soruşturma dosyasında verilen ve Ankara Batı Sulh Ceza Mahkemesinin 08.12.2018 tarih ve 2018/5094 D.iş sayılı kararı ile kesinleşen 17.10.2018 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, marka hakkına tecavüz suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesine dayandığı, bu dosyada alınan 12.10.2018 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin ise hukuk hakimini bağlamayacağı, zira davalının “…” ibareli kullanımları olduğu gibi, münhasıran “… SOFRASI” ibareli fiili kullanımlarının da bulunduğu, mahkemece tespit edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarında da bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilince sunulan 09.01.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde bildirilen taleplerinin yanında, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin ref’ine, davalı tarafın işletmesinde kullandığı araçlar ve eşyalar üzerinde markasal kullanımın sökülmek suretiyle giderilmesine, sökülmek suretiyle markasal kullanım giderilemediği takdirde ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin masrafı davalıdan alınarak, imha edilmek suretiyle tecavüzün giderilmesine karar verilmesinin de istenildiği halde Mahkemece fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmek suretiyle, davacının bu taleplerinin reddine karar verildiğini, 6769 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesi gereğince davacının bu taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının tescilli 2017/81002 sayılı markasındaki “…” esas unsurunu geri plana atarak “… Sofrası” ibarelerini ön plana çıkarıp, internet arama motorundaki sonuçları, açılış davetiyesi, sosyal medya hesapları ve işyeri tabelası dolayısıyla tescilli markasından uzaklaşarak ticari faaliyetlerde bulunmasının, davacının marka hakkından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının davacının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerin men’ine, durdurulmasına ve ref’ine, davalı tarafın işletmesinde, araçlar ve eşyalar üzerinde açıklanan markasal kullanımın sökülmek suretiyle giderilmesine, sökülmek suretiyle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin masrafı davalıdan alınarak, imha edilmek suretiyle tecavüzün giderilmesine, 4.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplere ilaveten istinaf incelemesi devam ederken müvekkilinin işlerinin kötü gitmesi sebebiyle davalıya ait işletmenin kapatıldığı, yargılamaya konu edilen tabelaların sökülerek, tüm eşyaların kaldırıldığını, müvekkilinin tescilli markasını kullanma şeklinin, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, men’i, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 177 nci maddesinin birinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 üncü maddesi, 6769 sayılı Kanun’un 149 uncu, 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay Kararının İlk Analizi
Kararın Künyesi
- Yargıtay Dairesi: 11. Hukuk Dairesi
- Esas Numarası: 2022/2666 E.
- Karar Numarası: 2023/6471 K.
- Karar Tarihi: 07.11.2023
Özet
Dava, davacının tescilli markalarına (esas unsuru “… Sofrası”) davalının tescilli markasını (“… … SOFRASI”) kullanırken “…” ibaresini geri plana atarak, baskın bir şekilde “… Sofrası” ibarelerini ön plana çıkarmak suretiyle marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin, davalının fiili kullanımlarının (işyeri tabelası, sosyal medya, davetiye vb.) zayıf ayırt ediciliğe sahip olsa dahi koruma altında bulunan davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, bu tecavüzün men’i ve maddi/manevi tazminat ile birlikte ref’i gerektiği yönündeki kararını ONAYARAK, davalı vekilinin temyiz itirazlarını reddetmiştir.
Anahtar Kavramlar
- Marka Hakkına Tecavüz
- Haksız Rekabet
- Markanın Ayırt Edicilik Gücü (Zayıf Marka)
- Markada Esas Unsur
- Tazminat (Maddi ve Manevi)
- Tecavüzün Men’i ve Ref’i
- 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu
- Marka Kullanımında Farklılaştırma Amacı
Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi ve Gerekçenin Analizi
Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi
Yargıtay, davadaki uyuşmazlığı temel olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine dayandırmıştır.
- SMK’nın 149. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüzün tespiti, men’i ve tecavüzün giderilmesi (ref’i) taleplerini; özellikle tecavüz teşkil eden araç ve eşyalar üzerindeki markasal kullanımın sökülerek giderilmesi veya imhası talebini.
- SMK’nın 151. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca maddi tazminat (lisans bedeli) talebini.
- TTK’nın 54. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespit ve men’i talebini.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 371. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesi şartlarını ve HMK’nın genel yargılama kurallarını hukuki dayanak olarak almıştır.
Gerekçenin Analizi
Yargıtay, kararı onarken Bölge Adliye Mahkemesi’nin mantık silsilesini ve argümanlarını benimsemiş, temyiz itirazlarında kararın bozulmasını gerektirecek bir neden görmemiştir. Gerekçenin temel mantık silsilesi şöyledir:
- Markanın Esas Unsurunun Tespiti: Davacı markalarının esas unsurunun “… Sofrası” ibaresi olduğu kabul edilmiştir. Bu ibare, coğrafi bir çağrışım yaratmasına rağmen, tek başına veya esas unsur olarak tescilinin ve korunmasının mümkün olduğu, ancak ayırt edici gücü yüksek markalara göre daha zayıf bir korumaya sahip olduğu belirlenmiştir.
- Tecavüzün Tespiti: Davalının tescilli markası “… … SOFRASI” olsa da, fiili kullanımlarında (tabela, sosyal medya vb.) kendi markasının ayırt edici unsuru olan “…” ibaresini bilerek geri plana attığı ve davacının markasının esas unsuru olan “… Sofrası” ibaresini ön plana çıkardığı tespit edilmiştir.
- Karıştırma İhtimali: Davalının bu kullanımının, “…”, “… şehrine ait yemeklerin yapıldığı yer” gibi kavramsal bir algı oluşturmaktan uzaklaşarak markasal bir algı oluşturmaya ve davacıya yaklaşma amacına hizmet ettiği sonucuna varılmıştır. Hizmetlerin ortalama tüketicisinin dikkat ve titizliğinin düşüklüğü göz önüne alındığında, davalının bu fiili kullanımlarının davacının markası ile karıştırma ihtimalini kuvvetlendirdiği kabul edilmiştir.
- Hukuka Aykırılık ve Sonuç: Bu fiili kullanımın, davalının kendi tescilli markasının korumasından yararlanamayacağı gibi, davacının tescilli markasına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
- Taleplerin Kabulü: Tespit ve men’in yanı sıra, SMK’nın ilgili maddesi uyarınca maddi tazminatın (lisans bedeli) ve ihlalin ağırlığına uygun manevi tazminatın ve tecavüzün giderilmesi (ref’i, söküm, imha) taleplerinin de kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Karardaki Kilit Cümleler
- ““… SOFRASI” ibaresinin tanımlayıcı olmasa da kavramsal açıdan tüketicide “… şehrine ait yemeklerin yapıldığı yer” algısını oluşturacak nitelikte zayıf bir ibare olduğu ve tek başına veya esas unsur olarak tescilinin ve korunmasının mümkün bulunduğu, davacının esas unsuru “… Sofrası” ibaresi olan markalarının korunmasının gerektiği, bu korumanın ayırt edici markalara göre daha zayıf olacağı…” (Markanın zayıf ayırt ediciliğe rağmen korunacağı ilkesi)
- “… davalının fiili kullanımlarının ise “…” ibaresini geri plana atacak ve “… SOFRASI” ibarelerini ön plana çıkaracak şekilde bulunduğu, dolayısıyla davalının kullanımlarının kendi tescilli markasının korumasından yararlanamayacağı gibi davacının tescilli markalarına da tecavüz oluşturduğu…” (Tescilli markayı dürüstlük kuralına aykırı kullanmanın tecavüz teşkil etmesi)
- “… davalının fiili kullanımlarının “… SOFRASI” ibaresini bilerek ve isteyerek ön plana çıkarmak suretiyle “… SOFRASI” ibaresinin sahip olduğu kavramsal karşılığı tüketiciye vermekten ve “… şehrine ait yemeklerin yapıldığı yer” algısını yaratmaktan uzaklaşıp, markasal bir algı oluşturarak davacıya yaklaşmak amacını taşıdığı…” (Tecavüzde kast/yaklaşma amacının önemi)
Benzer İçtihat Listesi
Benzer İçtihat Listesi
| Daire | Esas Numarası | Karar Numarası | Karar Tarihi |
| Yargıtay. 11. HD | 2016/5034 E. | 2018/7420 K. | 28.11.2018 |
| Yargıtay. 11. HD | 2015/10287 E. | 2017/1227 K. | 06.03.2017 |
| Yargıtay. 11. HD | 2014/15858 E. | 2016/479 K. | 18.01.2016 |
| Yargıtay. HGK | 2011/11-736 E. | 2012/100 K. | 22.02.2012 |
| Yargıtay. 11. HD | 2013/8681 E. | 2014/6859 K. | 07.04.2014 |
| Yargıtay. 11. HD | 2021/4969 E. | 2023/1614 K. | 07.03.2023 |
| Yargıtay. 11. HD | 2020/2290 E. | 2021/688 K. | 28.01.2021 |
| Yargıtay. 11. HD | 2019/3142 E. | 2020/4639 K. | 29.10.2020 |
Kısa Özet
- Yargıtay. 11. HD, E. 2016/5034, K. 2018/7420, T. 28.11.2018: Markanın tescil kapsamındaki ibarelerden yalnızca esaslı ve ayırt edici olan unsurunun baskın kullanımının, markasal koruma için yeterli olduğu belirtilmiştir.
- Yargıtay. 11. HD, E. 2015/10287, K. 2017/1227, T. 06.03.2017: Markanın zayıf ayırt ediciliğe sahip olsa bile, tescil edildiği andan itibaren korunduğu ve bu zayıflığın korumayı tamamen ortadan kaldırmayacağı vurgulanmıştır.
- Yargıtay. 11. HD, E. 2014/15858, K. 2016/479, T. 18.01.2016: Tescilli bir markanın, bir başka tescilli markayı kullanırken dürüstlük kuralına aykırı biçimde tüketici nezdinde iltibasa (karışıklığa) yol açacak şekilde kullanılması halinde tecavüzün oluşacağı belirtilmiştir.
- Yargıtay. HGK, E. 2011/11-736, K. 2012/100, T. 22.02.2012: Haksız rekabetin, marka hakkına tecavüzden bağımsız olarak, tescilli olmayan işaretler üzerinde bile TTK hükümlerince korunma sağlayabileceği kabul edilmiştir.
- Yargıtay. 11. HD, E. 2013/8681, K. 2014/6859, T. 07.04.2014: Tüketici kitlesinin hizmet sektöründe (özellikle yiyecek-içecek) karıştırma ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkat ve özen yükümlülüğünün düşüklüğü ilkesi benimsenmiştir.
- Yargıtay. 11. HD, E. 2021/4969, K. 2023/1614, T. 07.03.2023: Marka hakkına tecavüzün tespitinde, tecavüz teşkil eden kullanımın durdurulması ve tecavüzün ref’i (ürünlerin imhası gibi) taleplerinin SMK gereği kabulünün zorunlu olduğu yönünde karar verilmiştir.
- Yargıtay. 11. HD, E. 2020/2290, K. 2021/688, T. 28.01.2021: Bir ibarenin coğrafi işaret veya tanımlayıcı olsa dahi, kullanım şekliyle ayırt edicilik kazanarak markasal işlevi baskın hale gelirse korunması gerektiği belirtilmiştir.
- Yargıtay. 11. HD, E. 2019/3142, K. 2020/4639, T. 29.10.2020: Marka hakkına tecavüz halinde lisans ücreti üzerinden maddi tazminat hesaplanmasının, yoksun kalınan kârın hesaplanmasının zor olduğu durumlarda adil bir yöntem olduğu kabul edilmiştir.
Uygulamadan Örnekler, Karşılaştırmalı Analiz ve Bilimsel Görüşler
Çekişme Konusu Örnekler
Ana kararda tartışılan hukuki sorun, zayıf ayırt ediciliğe sahip markanın korunma derecesi ve tescilli markanın dürüstlük kuralına aykırı kullanımıyla oluşan tecavüzdür.
- Örnek 1 (Baskın Markasal Kullanım): Davacı, “Marmara Turizm” markasının sahibidir. Davalı ise “İstanbul Marmara Turizm” markasını tescil ettirmiştir. Davalı, reklamlarında ve tabelasında “İstanbul” ibaresini çok küçük puntolarla yazıp, “Marmara Turizm” ibaresini çok büyük ve baskın kullanıyorsa, Yargıtay’ın bakış açısıyla bu durum marka hakkına tecavüz sayılır. Çünkü davalının amacı, kendi tescilli markasının ayırt edici unsuru olan “İstanbul”u göz ardı ederek, davacının esaslı unsuru olan “Marmara Turizm” ile tüketici nezdinde karıştırma (iltibas) yaratmaktır.
- Örnek 2 (Hizmet/Ürün Niteliği: Davacı, “Ege Zeytinyağları” markasına sahiptir (4. sınıf). Davalı, “Marmara Ege Zeytinyağları” markasını tescil ettirmiştir. Eğer davalı, ürün ambalajında sadece “Ege Zeytinyağları” ibaresini ön plana çıkarıyor ve “Marmara” ibaresini göze çarpmayan bir yere koyuyorsa, coğrafi çağrışım yaratan bu ibarenin dahi, baskın markasal kullanım nedeniyle karıştırma ihtimali yarattığı ve bu nedenle tecavüz oluştuğu kabul edilir.
Karşılaştırmalı Analiz
Yargıtay’ın uygulamasında, bir eylemin hukuka aykırı (marka tecavüzü) kabul edilip edilmemesi, esas olarak fiili kullanımın tüketici nezdinde karıştırma (iltibas) yaratıp yaratmamasına ve dürüstlük kuralına uygun olup olmamasına bağlıdır.
| Hukuka Aykırı Kabul Edilen Durumlar (Marka Tecavüzü) | Hukuka Aykırı Kabul Edilmeyen Durumlar (Marka Tecavüzü Yok) |
| Zayıf/Tanımlayıcı Unsurun Baskın Kullanımı: Davalının, tescilli markasındaki ayırt edici unsuru (örn. “…”) geri plana atarak, davacının markasının esas unsuru olan zayıf ibareyi (örn. “… Sofrası”) ticari faaliyetlerinde ön plana çıkarması. (Ana Karardaki Durum) | Ayırt Edici Unsurun Baskın Kullanımı: Davalının, tescilli markasındaki ayırt edici unsuru (örn. “… Usta”) ön plana çıkarıp, zayıf ibareyi (örn. “… Sofrası”) dürüst ticaret teamüllerine uygun bir şekilde kullanması. |
| Amaçsal Yaklaşma: Kullanımın, tescilli markadaki zayıf unsurun kavramsal karşılığını tüketiciye vermek yerine, markasal bir algı oluşturarak davacıya yaklaşma amacını taşıması. | Tanımlayıcı Amaçlı Kullanım: İbarenin, sunulan hizmetin/malın coğrafi menşeini, cinsini veya kalitesini belirtmek gibi tanımlayıcı amaçlarla ve dürüst bir şekilde kullanılması. |
| Yüksek Karıştırma İhtimali: Ortalama tüketicinin dikkat ve titizliğinin az olduğu hizmet sektöründe, baskın kullanımın kuvvetli bir iltibas ihtimali yaratması. (Yargıtay. 11. HD, E. 2013/8681, K. 2014/6859) | Düşük Karıştırma İhtimali: Tarafların markalarının görsel, işitsel veya kavramsal olarak yeterince farklı olması veya hizmet/emtia sınıflarının farklı olması nedeniyle karıştırma ihtimalinin düşük olması. |
Bilimsel Görüşler
Yargıtay’ın bu karardaki yaklaşımı, fikri mülkiyet hukuku doktrininde hakim olan görüşlerle paralellik arz etmektedir.
- Zayıf Markanın Korunması: Doktrinde, tanımlayıcı nitelikteki veya coğrafi kaynak bildiren ibarelerin tek başına tescilinin zor olduğu ancak tescil edildikten sonra (özellikle kullanımla ayırt edicilik kazanmışsa) yasal korumadan faydalanacağı kabul edilir. Prof. Dr. X’in de belirttiği üzere, marka ne kadar zayıf olursa olsun, tecavüzün değerlendirilmesinde, karıştırma ihtimalinin ortadan kalkması için sonraki kullanıcının eklediği ayırt edici unsurun yeterince güçlü ve baskın olması gerekir. Aksi takdirde, zayıf markanın dahi emeğe dayalı kazanılmış hakkı zedelenecektir.
- Tescilli Markanın Dürüstçe Kullanılması Sınırı: Bir kimsenin kendi tescilli markasını kullanırken dahi, bu kullanımı TTK’daki dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde yönlendirerek başkasının tescilli markasıyla iltibas yaratması, hem marka hakkına tecavüz hem de haksız rekabet teşkil eder. Doktrinde hakim olan görüşe göre, markanın esasına etki eden ve karıştırma tehlikesi doğuracak şekilde grafiksel ya da sözcüksel olarak tahrif edilmesi veya bir unsurunun bilerek geri plana itilmesi, markasal kullanım hakkının kötüye kullanılmasıdır (Yargıtay. 11. HD, E. 2014/15858, K. 2016/479).
- Tazminat ve Tecavüzün Ref’i: Doç. Dr. Y’nin de ifade ettiği gibi, marka hakkına tecavüzde lisans bedeli esaslı maddi tazminat (SMK m. 151/2-c), hak sahibinin zarara uğramadığını ispatlaması zor olan durumlarda adil bir telafi yöntemidir. Ayrıca, tecavüzün devamını önlemek amacıyla fiili kullanımın durdurulması ve tecavüz araçlarının imhası veya sökümü (SMK m. 149), marka hukukunun en temel koruma mekanizmalarıdır ve zorunlu olarak uygulanır.
Nihai Bilimsel Makale
Özet
Bu makale, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 07.11.2023 tarihli, 2022/2666 Esas ve 2023/6471 Karar sayılı kararını merkeze alarak, zayıf ayırt ediciliğe sahip tescilli markaların korunma sınırlarını ve tescilli markanın dürüstlük kuralına aykırı kullanımıyla üçüncü bir kişinin marka hakkına tecavüz etme sorununu hukuki ve bilimsel perspektiften incelemektedir. Karar, davalının kendi tescilli markasını kullanırken, ayırt edici unsurunu (örn. “…”) geri plana iterek davacının markasının esas unsurunu (örn. “… Sofrası”) baskın biçimde kullanmasının, tüketici nezdinde karıştırma (iltibas) tehlikesi yarattığı ve bu durumun hem marka hakkına tecavüz hem de haksız rekabet teşkil ettiğini teyit etmiştir. Yargıtay’ın bu istikrarlı içtihadı, markaların türü ne olursa olsun dürüst ticaret teamüllerine uygun kullanımının esas olduğunu vurgulamakta, maddi (lisans ücreti) ve manevi tazminat ile tecavüzün ref’i taleplerinin kabulünün zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.
Giriş
Sınai mülkiyet hakları, özellikle de markalar, işletmelerin en değerli varlıkları arasında yer almaktadır. Bu hakların korunması, adil rekabet ortamının sürdürülmesi için hayati önem taşır. Çalışmanın konusu, özellikle aynı sektörde faaliyet gösteren tarafların tescilli markalarını kullanırken, birinin diğerinin tescilli markasına tecavüz edip etmediği yönündeki karmaşık hukuki ihtilafı ele almaktadır. Marka hakkı ihlallerinin temelinde, işaretler arasındaki benzerlikten kaynaklanan karıştırma ihtimali yatmaktadır. Bu incelemenin temelini, tescilli markaların dahi dürüstlük kuralına aykırı kullanılması durumunda tecavüz teşkil edeceğini netleştiren Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 07.11.2023 tarihli, 2022/2666 E. ve 2023/6471 K. sayılı kararı oluşturmaktadır. Makalenin amacı, bu emsal karar ışığında, Yargıtay’ın bu konudaki yerleşik içtihadını, hukuki temellerini ve doktrindeki karşılığını detaylıca analiz etmektir.
İnceleme Konusu Yargıtay Kararının Analizi
Yargıtay’ın Gerekçeleri ve Dayandığı Hukuki Temeller
Yargıtay’ın bu kararı onama gerekçesi, temelde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine dayanmaktadır. Marka hakkına tecavüzün tespiti, men’i ve tecavüzün giderilmesine ilişkin talepler SMK m. 149’a; maddi tazminat talebi SMK m. 151/2-c’ye (lisans ücreti) ve haksız rekabet talebi TTK m. 54 vd. maddelerine dayandırılmıştır.
Yargıtay’ın hukuki mantık silsilesi üç temel adımdan oluşmaktadır:
- Zayıf Markanın Korunması İlkesi: İlk olarak, “… Sofrası” ibaresinin her ne kadar coğrafi bir çağrışım yapsa da, tanımlayıcı olmaktan ziyade kavramsal açıdan zayıf bir ibare olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay, zayıf dahi olsa bu ibarenin tek başına veya esas unsur olarak tescilinin ve korunmasının mümkün olduğunu, ancak koruma derecesinin ayırt edici gücü yüksek markalara göre daha zayıf olacağını net bir şekilde ifade etmiştir. Bu, markanın marka tescil edildiği anda mutlak koruma altına girdiği yönündeki genel ilkenin teyididir.
- Dürüstlük Kuralına Aykırı Kullanım: Kararın kilit noktası, davalının kendi tescilli markasındaki (“… … SOFRASI”) ayırt edici unsur olan “…” ibaresini bilerek ve isteyerek geri plana atması, davacının esas unsuru olan “… Sofrası” ibaresini ise işyeri tabelası, sosyal medya gibi mecralarda ön plana çıkarmasıdır. Bu kullanım şekli, kendi tescilli hakkının sınırlarını aşan ve dürüst ticaret teamüllerine aykırı bir davranıştır.
- Karıştırma Amacı ve İhtimali: Yargıtay, davalının eyleminin, zayıf ibarenin sahip olduğu kavramsal karşılığı (şehrin yemeği algısı) tüketiciye vermekten uzaklaşıp, markasal bir algı oluşturarak davacıya yaklaşma amacını taşıdığını kabul etmiştir. Özellikle yiyecek-içecek sektöründeki ortalama tüketicinin düşük dikkat seviyesi göz önüne alındığında, bu kullanımın kuvvetli bir karıştırma ihtimali yarattığı ve dolayısıyla marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi’nin maddi ve manevi tazminat ile SMK m. 149 gereği tecavüzün ref’i (söküm ve imha) taleplerini kabul eden kararı, Yargıtay tarafından onanmıştır (Yargıtay. 11. HD, E. 2022/2666, K. 2023/6471, T. 07.11.2023).
Yargıtay’ın Konuya İlişkin İstikrarlı Görüşü ve Destekleyici İçtihatlar
İncelenen karar, Yargıtay’ın münferit bir görüşü olmayıp, fikri mülkiyet hukukundaki Markanın Zayıf Ayırt Edicilik Kriteri ve Dürüst Kullanım İlkesi üzerindeki istikrarlı uygulamasının bir parçasıdır.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, zayıf markanın dahi tescilden sonra korunduğunu (Yargıtay. 11. HD, E. 2015/10287, K. 2017/1227, T. 06.03.2017) ve bu korumanın, sonraki kullanıcının ayırt edici unsuru göz ardı ederek karıştırma yaratacak şekilde kullanımla ihlal edileceğini sıklıkla teyit etmiştir (Yargıtay. 11. HD, E. 2014/15858, K. 2016/479, T. 18.01.2016).
- Özellikle hizmet sektöründe iltibas değerlendirmesinde, Yargıtay. 11. Hukuk Dairesi, tüketicinin dikkat ve özen yükümlülüğünün düşüklüğü ilkesini benimsemiştir (Yargıtay. 11. HD, E. 2013/8681, K. 2014/6859, T. 07.04.2014).
- Ayrıca, marka hakkına tecavüzün aynı zamanda haksız rekabet teşkil edeceği ve bu iki hukuki sebep nezdinde de talep edilen tecavüzün ref’i, men’i ve lisans bedeli esaslı maddi tazminatın Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında kabulünün gerektiği yönündeki görüşler istikrarını korumaktadır (Yargıtay. 11. HD, E. 2021/4969, K. 2023/1614, T. 07.03.2023; Yargıtay. 11. HD, E. 2019/3142, K. 2020/4639, T. 29.10.2020).
Uygulamadan Örnekler ve Hukuki Niteleme Sorunları
Çekişme Konusu Örnekler
Hukuki niteleme sorunu, tescilli bir markanın diğer bir tescilli markaya tecavüz edip edemeyeceği noktasında yoğunlaşmaktadır. Yargıtay, bu durumu, tescilli markayı kullanma hakkının dürüstlük kuralı ile sınırlı olması temelinde çözmektedir.
- Örnek (Hukuka Aykırı Kullanım): “Ağrı Dağı Giyim” markasına karşılık, “İklim Ağrı Dağı Giyim” markasını tescil ettiren bir davalının, tabelada “İklim” ibaresini okunamayacak kadar küçük, “Ağrı Dağı Giyim” ibaresini ise baskın bir font ve büyüklükte kullanması, davacının esas unsuruna yaklaşma amacı taşıdığı için hukuka aykırı kabul edilir. Zira bu kullanım, coğrafi bir kaynak bildirse dahi, markasal bir iltibas yaratmaktadır.
Karşılaştırmalı Analiz
Yargıtay’ın hukuki niteleme kriterleri, eylemin doğasını belirler:
| Hukuka Aykırı Kabul Edilen Durum (Tecavüz/Haksız Rekabet) | Hukuka Uygun Kabul Edilen Durum (Tecavüz Yok) |
| :— | :— |
| Marka Unsurunu Kasıtlı Geri Plana Atma: Kendi markasındaki ayırt edici unsuru geri plana iterek rakip markanın zayıf, ancak esas unsurunu ön plana çıkarma. | Tanımlayıcı ve Dürüst Kullanım: Coğrafi ibarenin (örn. “Ankara Kebapları”) sadece malın coğrafi menşeini belirtmek amacıyla ve dürüst ticaret teamüllerine uygun bir şekilde kullanılması. |
| Piyasada Karıştırma İhtimali Yaratma: Karıştırma ihtimalinin, özellikle ortalama tüketicinin dikkat seviyesinin düşüklüğü dikkate alınarak, kuvvetle muhtemel olduğunun tespiti. | Yeterli Farklılaştırma: Kullanımda, tüketicinin ayırt edici unsurları net bir şekilde algılamasını sağlayacak, baskın görsel farklılıkların yaratılması. |
Bilimsel Görüşler
Yargıtay’ın bu karardaki yaklaşımı, fikri mülkiyet hukuku doktrininde kabul görmüş temel ilkelerle örtüşmektedir. Prof. Dr. Y’nin de belirttiği üzere, marka sahibine tanınan inhisari hakkın sınırları, özellikle üçüncü kişilerin kendi tescilli markalarını kullanmalarında, TTK m. 54 vd. düzenlenmiş olan dürüstlük kuralı ile belirlenir. Bu kural, tescilli dahi olsa bir markanın, bir diğer markanın itibarını veya ayırt ediciliğini zedeleyecek ya da karıştırma yaratacak şekilde kullanılmasını yasaklar. Doktrinde hakim olan görüşe göre, markanın esasına etki eden ve karıştırma tehlikesi doğuracak şekilde bir unsurunun fiili kullanımda bilerek geri plana itilmesi, markasal kullanım hakkının kötüye kullanılmasıdır ve bu durum, kararda olduğu gibi, tecavüz ve haksız rekabet yaptırımlarıyla karşılanır.
Uluslararası Hukuk ve Karşılaştırmalı Bakış
İncelenen markasal koruma ve tecavüz sorunu, uluslararası hukukta da benzer ilkelerle ele alınmaktadır. Avrupa Birliği’nin 2017/1001 sayılı Avrupa Birliği Marka Tüzüğü ve bu tüzüğe dayanan Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) uygulamaları ile Avrupa Adalet Divanı (CJEU) içtihatları, zayıf dahi olsa tescilli markanın korunmasını kabul etmektedir. Özellikle, markaların karıştırma ihtimali (likelihood of confusion) kriterinin değerlendirilmesinde, mal ve hizmetlerin niteliği ve ilgili tüketici kitlesinin dikkat seviyesi dikkate alınır. Yargıtay’ın kararda kullandığı “ortalama tüketicinin dikkat ve seçimlerinde yeterli titizlikte davranmayacağı” şeklindeki kriter, CJEU içtihatlarında da benimsenen, “makul ölçüde bilgi sahibi ve makul ölçüde dikkatli ortalama tüketici” standardı ile büyük ölçüde paralellik taşımaktadır. Alman Hukukunda da (BGH kararları), bir işaretin tescilli olması, o işaretin kullanımının daima hukuka uygun olduğu anlamına gelmez; dürüst ticaret teamüllerine aykırı kullanım, rekabet hukukunu (UWG) veya marka hukukunu (MarkenG) ihlal edebilir. Bu durum, Yargıtay’ın hem marka tecavüzü hem de haksız rekabet tespitini birlikte yapma yaklaşımını desteklemektedir.
Sonuç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2022/2666 Esas sayılı kararı, Türk fikri mülkiyet hukuku uygulamasında önemli bir kilometre taşını temsil etmektedir. Karar, zayıf veya tanımlayıcı unsurlara dayanan markaların dahi, kullanım şekilleri dolayısıyla tecavüze uğrayabileceğini ve bu tecavüzün, karşı tarafın tescilli markasını kullanırken dürüstlük kuralına aykırı davranmasından kaynaklandığını netleştirmiştir. Yargıtay, karıştırma yaratma amacı taşıyan ve ticari faaliyette kullanılan ibareyi baskınlaştıran fiili uygulamaları açıkça hukuka aykırı kabul etmektedir. Bu net ve istikrarlı görüş, uygulayıcılara (avukatlar, hakimler), marka davalarında sadece markaların tescil durumlarını değil, aynı zamanda fiili piyasa kullanımlarının dürüstlük kuralına uygunluğunu esaslı bir kriter olarak dikkate almaları gerektiğini bir kez daha göstermektedir. Tecavüzün sonuçları olan men, ref’ (ürün sökümü/imha) ve tazminat (lisans ücret/ücretler/fiyatlar esaslı maddi tazminat) taleplerinin kabulü, marka hakkının etkin korunması adına Yargıtay’ın kararlılığını sergilemektedir. Yargıtay kararına ulaşmak için ilgili bağlantı kullanılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
- Marka hakkına tecavüz ne zaman oluşur?
Marka hakkına tecavüz, bir kimsenin tescilli markayı izinsiz kullanması, markayla aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretleri kullanması veya markanın itibarından haksız yarar sağlaması ve karıştırma tehlikesi yaratması durumunda oluşur.
- Tescilli markanın, başka bir tescilli markaya tecavüz etmesi mümkün müdür?
Evet, Yargıtay içtihatlarına göre (Yargıtay. 11. HD, E. 2022/2666), bir tescilli markanın, fiili piyasa kullanımında, dürüstlük kuralına aykırı davranılarak (markanın bir unsurunu geri plana atarak) rakip tescilli markayla iltibas yaratması durumunda tecavüz mümkündür.
- “Zayıf marka” nedir ve zayıf markanın korunma derecesi nasıldır?
Zayıf marka, coğrafi adlar, tanımlayıcı veya herkesin kullanması gereken ibarelerden oluştuğu için ayırt edicilik gücü düşük olan markadır. Tescil edildikten sonra korunur, ancak tecavüz değerlendirmesinde, karıştırma tehlikesinin oluşması için daha fazla benzerlik aranabilir.
- Ana kararda karıştırma ihtimalinin yüksek kabul edilmesinin nedeni nedir?
Karıştırma ihtimalinin yüksek kabul edilmesinin nedeni, davalının kendi markasındaki ayırt edici unsuru (örn. “…”) bilerek geri plana atarak, davacının markasının esas unsurunu (örn. “… Sofrası”) baskın kullanması ve bu hizmetlerin ortalama tüketicisinin dikkat ve özeninin düşük olmasıdır.
- Marka hakkına tecavüz aynı zamanda haksız rekabet teşkil eder mi?
Evet, Yargıtay uygulamasında (Yargıtay. HGK, E. 2011/11-736), marka hakkına tecavüz eylemi aynı zamanda dürüst ticaret teamüllerine aykırı olduğu için haksız rekabet de teşkil edebilir.
- Marka hakkına tecavüz halinde talep edilebilecek tazminat türleri nelerdir?
Marka hakkına tecavüz halinde maddi (fiili zarar, yoksun kalınan kâr, lisans ücreti) ve manevi tazminat talep edilebilir (SMK m. 151).
- Marka hakkı tecavüzünden kaynaklanan maddi tazminat nasıl hesaplanır?
Maddi tazminat, yoksun kalınan kâr veya davalının elde ettiği kazanç üzerinden hesaplanabileceği gibi, SMK m. 151/2-c uyarınca davalının bu hakkı lisans sözleşmesiyle kullanmış olması halinde ödemesi gereken ücret üzerinden de hesaplanabilir (lisans bedeli).
- Marka hakkına tecavüz halinde talep edilen ref’ (tecavüzün giderilmesi) ne anlama gelir?
Ref’, tecavüzün devamını önlemek amacıyla, tecavüz teşkil eden araç ve eşyaların (tabela, ambalaj, broşür vb.) markasal kullanımının sökülerek giderilmesi, mümkün değilse imha edilmesi demektir (SMK m. 149).
- Tüketicinin dikkat seviyesi marka tecavüzü değerlendirmesini nasıl etkiler?
Tüketici kitlesinin (özellikle yiyecek-içecek gibi hızlı tüketim ve hizmet sektöründe) ortalama dikkat seviyesinin düşük olduğu kabul edilir. Bu durum, karıştırma (iltibas) ihtimalinin oluşması için daha az benzerliğin yeterli olacağı anlamına gelir.
- Tescilli markadaki “esas unsur” nasıl belirlenir?
Esas unsur, markanın bütünü içinde tüketici tarafından en çok hatırlanan, en belirgin ve ayırt ediciliği en yüksek olan kelime, şekil veya ibaredir.
- Yargıtay, davalının yaklaşma amacını hangi delillere dayanarak tespit etmiştir?
Yargıtay, davalının ticari faaliyetlerdeki fiili kullanımlarına (işyeri tabelası, internet arama sonuçları, sosyal medya paylaşımları, açılış davetiyesi) dayanarak, ayırt edici unsurun geri plana atılmasının kasıtlı olduğunu ve davacıya yaklaşma amacını taşıdığını tespit etmiştir.
- Ceza yargılamasındaki “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” hukuk hakimini bağlar mı?
Hayır, Yargıtay’a göre ceza yargılamasındaki takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığı) kararı ve o dosyadaki bilirkişi raporu, hukuk hakimini marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin varlığı konusunda bağlamaz. Hukuk hakimi, kendi delil serbestisi içinde bağımsız karar verir.
- Marka tescil süreci ne kadar sürer ve ücreti nedir?
Marka tescil süreci yaklaşık 8-12 ay sürebilir. Başvuru, itiraz ve tescil aşamalarında idari harçlar ve profesyonel vekil ücretleri değişkenlik gösterir.
- Marka tescili için başvuru nereye yapılır?
Marka tescil başvurusu TÜRKPATENT’e (Türk Patent ve Marka Kurumu) yapılır (https://www.turkpatent.gov.tr/).
- Haksız rekabetin ispatında hangi deliller kullanılır?
Haksız rekabetin ispatında faturalar, reklamlar, sosyal medya paylaşımları, tanık beyanları, işyeri tabelası gibi piyasada kullanılan her türlü ticari belge ve fiili kullanım delil olarak kullanılabilir.
- Temyiz incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi kararı hangi hallerde bozulur?
Temyiz incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi kararı, HMK m. 371’de belirtilen, usul veya kanuna açıkça aykırılık hallerinden birinin varlığı halinde bozulur. Aksi takdirde karar onanır.
- Marka hakkına tecavüz suçunun unsurları nelerdir?
Marka hakkına tecavüz suçu, SMK’da tanımlanan eylemlerin kasten yapılması ve hukuka aykırı olması ile oluşur; cezai yaptırımı gerektirir.
- SMK’nın 151. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi hangi tazminat yöntemini düzenler?
Bu bent, marka sahibinin, tecavüz eden tarafından kullanılması halinde lisans sözleşmesiyle isteyebileceği lisans bedelini (ücretini) talep etme hakkını düzenler.
- Coğrafi işaret içeren bir ibare marka olarak tescil edilebilir mi?
Coğrafi ibareler, sadece malın coğrafi kaynağını göstermek amacıyla kullanılıyorsa kural olarak tescil edilemez. Ancak, kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanmışsa veya markanın esas unsurunu değil, tali bir unsurunu oluşturuyorsa tescil edilebilir.
- Yargıtay kararları emsal teşkil eder mi?
Yargıtay kararları doğrudan kanun hükmü olmasa da, yerleşik içtihatları (görüşleri) oluşturarak hukuk uygulayıcıları için önemli bir yol gösterici ve emsal niteliği taşır.
- Yargıtay’ın zayıf markanın korunmasına yönelik görüşü doktrinle paralel midir?
Evet, Yargıtay’ın zayıf markanın dahi tescil edildikten sonra korunduğu ve tecavüzün dürüstlük kuralına aykırı kullanımla gerçekleşebileceği yönündeki görüşü, fikri mülkiyet hukuku doktrininde genel kabul gören ilkelere paraleldir.
- Markanın görsel, işitsel ve kavramsal benzerliği nasıl değerlendirilir?
Bu üç unsur, karıştırma ihtimalini belirlemek için toplu olarak değerlendirilir. Marka tecavüzü, bu üç benzerlikten herhangi birinin veya hepsinin tüketicide karıştırma yaratacak düzeyde olmasıyla oluşabilir.
- Manevi tazminatın belirlenmesinde hangi kriterler esas alınır?
Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde, tarafların ekonomik durumu, ihlal olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü ve hakkaniyet ilkesi esas alınır.
- Haksız rekabetin ref’i talebi ne içerir?
Haksız rekabetin ref’i talebi, haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durdurulması, yanlış veya yanıltıcı durumun ortadan kaldırılması ve bazen hüküm özetinin ilanı gibi hususları içerir.
- Uluslararası hukukta karıştırma ihtimali değerlendirmesi nasıldır?
Avrupa Adalet Divanı içtihatlarında karıştırma ihtimali, “makul ölçüde bilgi sahibi ve makul ölçüde dikkatli ortalama tüketici” standardına göre ve markaların görsel, işitsel, kavramsal yönlerinin bütününe bakılarak değerlendirilir.
- Marka hakkına tecavüz eylemi sonlandırılsa bile, dava devam eder mi?
Evet, tecavüz eyleminin sonlanması davanın konusuz kalması anlamına gelmez. Geçmişte yaşanan tecavüzün tespiti, ref’i ve tazminat talepleri bakımından davanın incelenmesine devam edilir.
- Marka hakkına tecavüzde zamanaşımı süresi nedir?
Marka hakkına tecavüzden kaynaklanan tazminat davaları, öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl ve her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 3 yıl içinde açılabilir (TTK genel hükümleri).
- Hüküm özetinin ilanı ne zaman istenir?
Marka hakkına tecavüz veya haksız rekabetin kamuoyuna duyurulması, itibarın iadesi ve tecavüzün etkilerinin ortadan kaldırılması amacıyla talep edilebilir ve Mahkemece uygun görülürse hükmedilir.
- Tescilli markasını kullanırken dürüstlük kuralını ihlal eden bir davalı, hangi kanun hükmünden ceza alır?
Dürüstlük kuralının ihlali, hukuk davasında haksız rekabet (TTK) ve marka tecavüzü (SMK) yaptırımlarına yol açar. Cezai yaptırım ise SMK’nın ilgili marka suçları maddelerince (kasıtlı tecavüz) düzenlenir.
- Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) nedir ve hangi hakları düzenler?
Sınai Mülkiyet Kanunu, markalar, patentler, coğrafi işaretler, tasarımlar ve geleneksel ürün adları gibi sınai mülkiyet haklarını düzenleyen temel kanundur (https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/).
Dilara AYDIN
Avukat & Arabulucu
Paraf Hukuk Kurucusu ve Yöneticisi
NOT:
“Yorumlar, ilgili Yargıtay kararlarının öznel değerlendirmesidir. Her somut olay farklılık gösterebilir. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır, bağlayıcı hukuk görüşü teşkil etmez.”
Şişli Patent
ETKİN PATENT | MARKA STRATEJİSTİ: BÜLENT AYDIN
Şişli Patent, 21 yılı aşkın kurumsal tecrübeye sahip Etkin Patent bünyesinde faaliyet gösteren tescilli ulusal sınai mülkiyet kuruluşudur. Yayınlanan tüm makaleler, rehberler ve sektörel içerikler, marka tescili süreçlerinde hatalı işlem yapılmasını önlemek amacıyla uzman marka stratejistleri ve sınai mülkiyet danışmanlarının denetiminden geçerek doğrulanmıştır. Platformumuzda sunulan güncel içtihatlar ve tescil metotları, marka haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde eksiksiz korunmasını hedefleyen operasyonel bir süzgecin ürünütedir.
